Sıcak kemoterapi kanser hastaları için umut olmuş durumda!

Koşuyolu Kalp Hastanesi Gastroenteroloji Cerrahisi doktorları Op.Dr. Esin Kaplan ve Op.Dr.Zeliha Özlem Sert sıcak kemoterapi hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Eklenme: Son Güncelleme:
Sıcak kemoterapi kanser hastaları için umut olmuş durumda!

Son dönemin en çok merak edilen uygulamaların başında gelen sıcak kemoterapi hakkında Dr.Esin Kaplan “Sıcak kemoterapi dediğimiz şey intra venöz olarak damar içine verdiğimiz kemoterapideki ilaçların ameliyat sırasında ve bir çok işlem yapıldıktan sonra batın içine sıcak olarak 42 derece de verilmesidir.  Yaklaşık 15 yıldır özellikle Japonya'da uygulanan bir yöntem, Türkiye'de ise 7-8 yıldır başlanmış durumda. Geldiğimden beri 30'dan fazla bu ameliyatı gerçekleştirdik. Başarı oranı olarak normal bir kanser ameliyatından sonra 1 yıl içerisinde tekrar nüksetme oranı %50 iken sıcak kemoterapi sonrası bu oranın daha da düşük olduğu yapılan araştırmalarda ortaya çıkmış bulunuyor. Bu da hastalara yeni umut olmuş durumda” dedi.
 

Ameliyat sırasında yapılan sıcak kemoterapi uygulamasının hastanenizde de yapıldığını öğrendik. Bu konuyu irdelemek istiyoruz. Nasıl bir tedavi yöntemi bu, her hasta faydalanabiliyor mu ve bir ücreti var mı?

Esin Kaplan: Sıcak kemoterapi dediğimiz şey intra venöz olarak damar içine verdiğimiz kemoterapideki ilaçların ameliyat sırasında ve bir çok işlem yapıldıktan sonra batın içine sıcak olarak 42 derece de verilmesidir. Tedavinin uygulandığı kişiler artık sana yapacak bir şeyimiz yok diyip eve gönderdiğimiz veya onkolojiye yönlendirdiğimiz hastalar yani karınlarının içi tamamen tümörün yayılmış olduğu kişiler. Mide kanseri, bağırsak kanseri gibi organları tuttuktan sonra yani daha ileri aşamaya geçtikten sonra karnı saran bir zar vardır, oraya kadar yayılabiliyor ve diğer ince bağırsakların veya karaciğerin, dalağın etrafındaki zarlara yayılabiliyor. Önceden böyle bir durum olduğu zaman bu hastalara ameliyatlık yapabileceğimiz bir şey yok diyerek onkolojiye tedavi almaya yönlendiriyorduk. Yaklaşık 15 yıldır özellikle Japonya'da uygulanan bir yöntem, Türkiye'de ise 7-8 yıldır başlanmış durumda. HİPEK dediğimiz sıcak kemoterapi yapılan diğer cerrahi işlemlerle birlikte yaklaşık 10-15 saat sürebiliyor.  Bizler için yorucu, hastalar için metabolik etkileri olabiliyor ve bunları iyi yönetmek gerekiyor.Tabii bunun için burada uzmanlaşmış bir ekip oluşmuş durumda. Geldiğimden beri 30'dan fazla bu ameliyatı gerçekleştirdik. Burada daha çok kanserle ilgili yan dal alanı olduğundan ve Kartal sağlık bilimleri üniversitesi kamuya bağlı olduğundan hastalar herhengi bir ücret ödemek durumunda kalmamaktadır. Sıcak kemoterapinin bu hastanede çok yapılmasının başlıca sebebi hastalardan herhangi bir ücret alınmıyor olması. Başarı oranı olarak normal bir kanser ameliyatından sonra 1 yıl içerisinde tekrar nüksetme oranı %50 iken sıcak kemoterapi sonrası bu oranın daha da düşük olduğu yapılan araştırmalarda ortaya çıkmış bulunuyor. Bu da hastalara yeni umut olmuş durumda.

Sağlık Bilimleri Üniversitesi'nde Moleküler Kanser Tıbbı doktora programında olduğunuzu öğrendik. Neden bu alanı seçtiniz, bu alanla ilgili bizimle paylaşabileceğiniz bilgiler nelerdir?

Özlem Zeliha Sert: 

Bizler tıp fakültesinde hücrenin genetiği, hücre içerisindeki mekanizmalar gibi bazal bir eğitim aldık ancak sonrasında uzmanlaştıktan sonra özellikle cerrahi seçtikten sonra  genelde tedavi yöntemlerini araştırılmasına, geliştirilmesine ağırlık veriliyor ancak bu sürede tümör yani bizim daha çok ilgilendiğimiz kanser alanında esas geliştirilmiş olan ilaçlar ve bunun mekanizmalarına yönelik çalışmalar son yıllarda daha çok arttı. Dolayısıyla bizim de cerrahlar ve klinisyenler olarak mutlaka bu tümör biyolojisini, tümör genetiğini takip etmemiz gerektiğini ve daha detaylı öğrenmemiz gerektiğini düşünerek moleküler onkolojiye Sağlık Bilimleri Üniversitesinde böyle bir program açılmışken dahil olmak istedim. Bizim burada ne yaptığımızdan bahsedecek olursam; yine aynı tıp fakültesinde olduğu gibi bazal eğitimin üzerine tümör hücrelerinin nasıl farklılaştığı, buna yönelik tedavilerin hangi aşamada olduğu, öncelikle tümör hücresinin genetiğinin anlaşılması gerektiğini belki de bunun bir devrim niteliği yaratacağını, bunun üzerine geliştirilmesi gerektiğini, varolan çeşitli mekanizmaların detaylı biçimde öğrenilmesi gerektiğini biz de açıkcası yeni yeni anlıyoruz. Bir bazal düşüncemiz vardı ancak işin içine girdikçe aslında nasıl çığ gibi bir mekanizma yumağının içinde olduğunu daha sonra anlıyorsunuz. Hastalığın sadece nüksetmesi değil nüks de ciddi bir problem ancak kanser genetiğinin iyi anlaşılmasıyla kanserin bile yeni dönem kemoterapideki bazı ilaçlarla belli evrelerdeki kolon kanserlerinde ya da meme kanserlerinde mesela artık günümüzde çok erken evrelerde verilen kemoterapatiklerle tümör hücrelerinin tamamen ortadan kalktığı dönemdeyiz. Neoadjuvant kemoterapi tedavi dediğimiz tedavilerle tamamen tümör ortadan kalkıp daha sonrasında hatta nasıl bir cerrahi planlamanın gerektiğini, soru işaretlerini ya da özofagus yani yemek borusu kanserlerinde yine belirli evrelerde özellikle erken evrelerde bu Neoadjuvant kemoterapi ve radyoterapi yani ışın tedavisinin tümörü neredeyse sıfırladığı bir dönemdeyiz. Ve bu şekilde ameliyatsız izleme aşamasına geliniyor. O yüzden sadece nükslerde değil tümör genetiğinin biyolojisinin ve fizyolojisinin iyi öğrenilerek ilaç çalışmaları, bunun üzerine sadece tedavi değil mekanizmalar üzerine etki edecek çalışmalar gerektiğini anladık.Cerrahi evet önemli bir boyut özellikle ileri evre kanserlerde ancak erken evre kanserlerde ve kanser genetiğinde ciddi bir yol alındığı dönemde mutlaka tümör genetiğinin de öğrenilmesi gerektiğini düşünerek moleküler onkolojiye başladım. Bu çok uzun soluklu bir süreç. Doktora eğitimimiz bizim şuan 4 yıl. İlk 2 yıl teorik son 2 yıl da tez süreci başlıyor.Bu tabii hayat boyu öğrenilmesi gereken, hatta bizim hayatlarımızın bile yetmeyeceği belki yüzyıllar sürecek bir süreç ama bu doktora eğitimi Türkiye geneline yayılması belki 10 yıl içerisinde olabilir diye düşünüyorum.

Özlem Zeliha Sert: Erkek mesleği kadın mesleği diye bir şeyi kesinlikle kabul etmiyorum, böyle bir şey yok.

Cerrahlık bir erkek mesleği olarak algılanır genelde toplumda.  Aynı işi yapan kadın cerrah ve erkek cerrah söz konusuysa, erkek cerrah daha fazla kazanır gibi bir düşünce yapısı da var. Bu gerçekten böyle mi? Kadın cerrahları edilgen yapan düşünce sistemi nasıl değişir? Sizlerin sayısı mı artmalı, yetenekleri mi artmalı, düşünceleriniz neler?

 

Özlem Zeliha Sert: Ortam erkek egemen toplum ve erkek cerrah ağırlıklı olduğu için genelde erkek birliği daha fazla, kadın düşüncesine çok alışkın bir yapıda değil açıkcası. Bunun manevi kazanımları aslında erkek egemen cerrah ekibine olur. Kadınların ne kadar fazla, farklı düşünce yapıları ne kadar çoksa, çeşitlilik ne kadar fazlaysa o kadar düşünce yapısı değişecektir. Onlar için bu bir kazanım olabilir. Bu bizim için bir kaybediş midir kesinlikle değildir. Kadınların her ortamda, her meslekte her alanda bulunmaları gerekir. Toplumun yapısı, toplumun düşüncesinin değişmesi, eğitilmesi için kadınlar mutlaka  ön saflarda yer almalıdır. Evet bu durum genel olarak dünyada böyle ama bizim ülkemizde çok daha fazla. Dolayısıyla kadınların farklı alanlarda, farklı mesleklerde sayısı mutlaka arttırılmalı. Bir kere erkek mesleği kadın mesleği diye bir şeyi kesinlikle kabul etmiyorum, böyle bir şey yok. Kadın otobüs şoförleri de var, inşaat işçileri de var. Bunun böyle olması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü meslekler cinsiyet gerektirmez, cinsiyete bakmaz, sizin performansınıza ve kapasitenize bakar. O yüzden kadın erkek sayısı eşit olmalı.

Sıcak kemoterapi Sıcak kemoterapi nedir Sıcak kemoterapi faydaları Sıcak kemoterapi kanseri geçiriyor mu Op.Dr. Esin Kaplan Op.Dr.Zeliha Özlem Sert